Tebliğ Edilen İlk Vahiy

Tebliğ Edilen İlk Vahiy

Vakit Ramazan’ın on yedinci pazartesi gününe kadar gelmiş, Allah’ın Resulü, yine o gün Hira dağındaki mağarada…

Bir gece önce rüyalarında, mükemmel bir şekil, bir eda, bir ışık, bir heybet, bir renk görmüşlerdir. Bu “Namusü’l Ekber” sıfatlı Cebrail’dir. Allah’ın emrine tebliğe memur, Allah’tan aldığı emri Resulüne iletmekle vazifeli büyük ve sultan melek… Büyük meleklerden bir tanesi… İşte bu büyük ve sultan melek, yani Cebrail, Ramazanın on yedinci pazartesi günü, mağarada, murakabe ve ibadetin en derin anında, âlemlerin efendisine bütün heybet ve haşyetiyle görünüverdi…

Melek, o ana kadar öteler âlemini tanımayan, o âlemden bir ışık, bir iz, bir pırıltı dahi müşahede edemeyen, fakat bütün âlemlerin nuru ve efendisi olarak yaratılmış bulunan Cenab-ı Ahmed (s.a.v.) e aynen hitap etti:

– İkra’! (Oku!)

Allah’ın Sevgilisi, dehşetler içinde kaldı, dudaklarından şu cümle döküldü:

– Ma ene bikariin (Ben okuma bilmem!)

Allah’ın vahyini hamil sultan melek ilerledi. Âlemin fahrini kucakladı, kuvvetle sıktı ve sonra bırakarak tekrar etti:

– İkra’! (Oku!)

Ve kendisi gene aynı cevabı aldı:

– Ma ene bikariin (Ben okuma bilmem!)

Bu hal üç defa tekrarlandıktan sonra, Cebrail Aleyhisselam Allah’tan aldığı ve Resulüne teslim etmeye getirdiği ilk ayetleri, içli içli, tane tane okudu:

“Yaradan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. Ki kalemle (yazı yazmayı) öğreten O dur. İnsana bilmediğini O öğretti.” (96- Alak:1-2-3-4)

Buhari’nin Muhtasarı Tecrid’de ilk vahiy şöyle rivayet edilir:

İsmet ve İffet sadefi Hazreti Aişe (r.a.) den: şöyle demiştir:

“Allah Resulünün ilk vahiy başlangıcı uykuda, rüya-yı Saliha (sadıka) görmekle olmuştur. Hiçbir rüya görmezdi ki, sabah aydınlığı gibi vazıf ve aşikâr olmasın… Ondan sonra, kalbine yalnızlık muhabbeti düştü. Artık (Cebel-i) Hira’daki gar (mağara) içinde halvet güzin olup orada ehlinin yanına gelinceye kadar, adedi muayyen günlerde ibadet eder ve yine azıklanıp giderlerdi. Sonra, yine Hatice nezdinde avdet edip bir o kadar zaman için, yine Hira dağındaki mağarada bulunduğu sırada (emri) Hak (yani vahiy) geldi… Şöyle ki: Ona melek gelip:

– İkra’! (Oku!) dedi.

O da,

– Ma ene bikariin! (Ben okuma bilmem!) Cevabını verdi.

Zat-ı Akdes-i Risalet penahi buyurdu ki:

– O zaman melek beni alıp takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bırakıp yine “İkra’! (Oku!)” dedi. Ben de ona “Ma ene bikariin! (Ben okuma bilmem!)” dedim. Yine beni alıp ikinci defa takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra, beni bırakıp yine “İkra’!” dedi. Ben de Ma ene bikariin (Ben okuma bilmem!)” dedim. Nihayet, beni alıp üçüncü defa sıktı. Sonra bırakıp: Yaradan Rabbinin adıyla oku… dedi…




Etiketler: , , , ,

 144 defa okundu     


Yorum Yapın