Sovyetler Birliği Neden Dağıldı ?

Sovyetler Birliği Neden Dağıldı ?

Mihail Gorbaçov 1985 senesinde Sovyetler Birliği’nin lideri pozisyonuna geçti ve yeniden yapılandırma fikri ile otorite kontrolünü en az seviyeye indirdi. Polonya, Doğu Almanya, Çekoslavakya, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan Komünist otoriteden 1990 senesinde ayrılmak istediklerinde Sovyetler Birliği onlara müdahale etmedi. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin kendiside parçalandı.

21. asrın başıyla beraber, Komünist fırkalar Çin, Küba, Laos, Kuzey Kore ve Vietnam’da iktidarlardı. Moldova’nın devlet başkanı Vladimir Voronin Moldova Komünist Partisi’nin üyesi olmakla beraber devlet tek parti önderliğinde yönetilmiyordu. Bununla beraber Çin, Maocu mirasın birçok bakış açısını yeniden değerlendirdi. Çin, iktisatta büyümeyi çoğaltmak için devlet kontrolünü asgari düzene indirdi. Komünist partiler ya da onların takipçileri, birçok Avrupa ülkesinde ve özellikle de Hindistan’da siyasi olarak hala değerlerini koruyorlardı.

Doğu Avrupa ülkelerinde komünist devrimlerin ardından sosyalizmin neden başarılı olamadığına dair Marksist teoriler, kapitalist dış ülkelerin baskıcı tutumu, devrimlerin gerçekleştiği ülkelerin görece az gelişmiş olması ve devleti kendi menfaatleri doğrultusunda yöneten yeni bir bürokratik tabaka ya da sınıfın oluşması gibi etkenler üzerinde durmaktadır. Sovyetler Birliği’ne ve Sovyet sistemine yönelik Marksist tenkitler, Sosyalist devletlerin “devlet kapitalizmi” ya da bürokratik diktatörlük haline geldiğini ve Sovyet sisteminin Marx’ın komünist fikrinden çok uzağa düştüğünü söylemektedir. Devletin ve partinin bürokratik seçkinlerinin ağır bir şekilde merkezileşmiş ve baskıcı bir politik araç haline gelmiş, gerçekte bürokrasinin sınıflı sisteme özgü bir sınıfmış gibi hareket etmeye başladığı fikri öne sürülmektedir..

Marksist olmayanlar ise devlet kapitalizmi terimini Komünist Parti tarafından yönetilen tüm topluluklar ve böyle ulus-devletler oluşturma niyetinde olan herhangi bir parti için kullanırlar. Sosyal bilimlerde, Komünist Partiler tarafından yönetilen topluluklar tek partili yönetimlerinden ve sosyalist ekonomi tabanlarından dolayı ayrı tutulurlar. Antikomünistler böyle toplumlar için totaliterlik terimini kullansalar da, birçok sosyal bilimci böyle devletlerde bağımsız siyasi faaliyetler yürütmenin imkanlarını tanımlamışlar ve bunun gelişimini 1980 ler ve 90 ların başında Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa’daki müttefiklerinin dağılmasından sonrasına kadar vurgulamışlardır. Kaldı ki, zaten Marx’a göre yeniden yapılanma diktatörlüğü, komünizm aşamasına ulaşmak için geçilmesi gereken bir aşamadır. Dolayısı ile burjuva düzenlerinde olduğu gibi çok partili bir sistem kurulması zaten mümkün değildir. Bazı komünistler, sosyalist bir yönetimin totaliter bir yönetime dönüşmesinin, ancak halkın yönetime katılmasının engellenmesi ile olabileceğini savunmaktadırlar.

Bugün Marksistler ve anarşistler dünyanın pek çok bölgesinde faaliyettelerdir.Latin Amerika’da marxsizm gelişmiştir. Bugün, Küba,Venezuella,Bolivya,Çin,Kuzey Kore,Laos,Vietnam,Moldova ve Nikaragua sosyalist ve komünist partilerin iktidarlarıyla yönetilmektedir.




Etiketler: , , , , , , , , , ,

 992 defa okundu     


Yorum Yapın